İYİ Parti’nin Tuzla Belediye Meclis Üyesi ve Grup Başkan Vekili Akın Gürkan, çevre haftası nedeniyle meclis kürsüsünden seslendi. “Doğaya yapılan ağır tahribatlar geleceğimizi yok ediyor. Ülkemizin tüm göl alanları nerdeyse kirlilik nedeniyle doğal dokusunu kaybetmiş durumda” diyerek, ‘doğa katliamlarının’ bir an önce durdurulmasını istedi. 

HABER MERKEZİ / Yalçın YILDIRIM / www.tuzlaistanbul.com  

Tüm dünya ülkeleri çevre konusunda önemli adımlar atıyor. Kıtlık başta olmak üzere birçok doğal felâket ile karşı karşıya olduğumuz gerçeği ile yüzleştiğimiz şu günlerde, İYİ Partili Gürkan, bu kapsamda ülkemizi değerlendirdi. Gürkan; “Tarım alanlarının imara açılmasından, altın arayan şirketlerin siyanür ve sülfürik asitle çevre katliamı yapmasına kadar birçok çarpıcı örnek vererek, tehlikenin çok yakında olduğunun altını çizdi." Gürkan sözlerine şöyle devam etti;

Konulara dikkat çekmeye
çalışıyorum! 

İBB de bir çok kez kentsel dönüşüm, ekoloji, eko-tek kentler yani ekolojik teknolojik kentler, kentsel yenileme master planları gibi bir kentin en önemli ve özellikle de İstanbul’umuzun en acil, hayati meselelerini gündeme getirdim. Çünkü sürdürülebilir bir kent yaşamı için, çocuklarımız, geleceğimiz için neslimizin devamı için, yani sürdürülebilir bir kent için en elzem meseleleri dilimizin döndüğü kadarıyla anlatmaya, konuya farkındalık yaratmaya, dikkat çekmeye çalışıyorum.

“Göllerimiz kurudu ve
Doğal mirasımız tehlikede”

Bırakın kendimizi toparlamayı, hala; Altın arayan şirketler siyanürle, sülfürik asitle doğayı katletmeye devam ediyor. Daha geçtiğimiz günlerde Erzincan İliç’de 66 milyon ton siyanürlü ve sülfürik asitli suları buharlaştırmak isteyen bir firma “197 futbol sahası büyüklüğündeki bir zehir barajında biriken zehirli sular taşmasın diye, ‘evaporatör’ denilen bir aletle atmosfere, buranın suyunu buharlaştırarak saldığının görüntülerini izledik.”  

Ülkenin can damarı Fırat Nehri
tehlike altında! 

Türkiye’nin can damarı Fırat Nehri’nin dibinde yılda 8 bin 900 ton sülfürik asit, 6 bin 500 ton siyanür, nitrik asit, silika ve bilumum kimyasalları kullanarak o bölgedeki canlıların yaşamı da yok edilmekte. İşte bu ve bu gibi sebeplerden dolayı, Ülkemizde bulunan 300’e yakın irili ufaklı doğal gölün yüzde 60’ı kurudu. Bu konularla ilgili hazırlanan raporlarda çarpıcı olan bir konu; Türkiye’nin neredeyse tüm göl alanları kirlilik nedeniyle doğal dokusunu kaybetmiş durumda. Doğal göller ve sulak alanlarda su miktarıyla beraber su kalitesi de azalmakta. Ayrıca biyolojik çeşitlilik de tehdit altına girmekte. Bu  alanların birer yönetim planının olmaması asıl sorunu yaratıyor. 76 sulak alandan sadece 24’ünün su yönetim planı var. Göllerin izinsiz kullanımını ve kirletilmesini önlemeye yönelik yasal düzenlemeler de yetersiz kalıyor. Doğaya yapılan ağır tahribatlar geleceğimizi yok ediyor.” 

Doğal Miras,
Ormanlarımız Yok Ediliyor!

Ormanların yakılıp buralara otellerin yapılası,  HES’lerle dereleri kurutulup, göllerin yok edilmesi, Şehirlerin plansız programsız betonlaştırılması, Tarım alanlarının imara açılması, Doğal Miraslarımızın, Salda gölü gibi, Kaz Dağlarımız gibi, Cerrah tepe gibi, İkizdere gibi, Kalkandere gibi bunları titizlikle, itinayla korumamız gereken her biri, bir doğa harikası olan doğal miraslarımızı, yok etmeye çalışmanın kelime manasını tam olarak bulamıyorum.” 

İYİ Parti Grup Başkanvekili Akın Gürkan, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Yani bugün yapacağımız tüm yanlışların yarınımıza mal olacağını bilerek, her şeyi hunharca harcayıp yok etmenin yarın yaşanamaz bir dünyayı doğuracağını bilerek, tüm kaynakların bu güne ait olmadığını ve tüm kaynakları tüketmenin geleceğimizi yok etmek demek olduğunu bilerek yaşadığımız bir dünyada, ancak, “bu saydıklarıma uygun bir yaşam tarzını inşa ederek” geleceğe, neslimize, çocuklarımıza, torunlarımıza yaşanabilir bir dünyayı bırakabiliriz..”