Milletvekili aday adaylık başvurusunu yapan Özlem Ağırman, gazetemize çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte Özlem Ağırman ile yaptığımız o söyleşi.

“Eşimin Adı Ve Soyadı İle Gurur Duyuyorum”
Ağırman soyadının mesleki mesleki çalışmaları dışında siyasi olarak ta  güç kattığını da belirten Özlem Ağırman;

“Eşim Tekin Ağırman CHP’de yıllarca, Meclis üyelikleri dönemi de dâhil olmak üzere düzgün, dürüst, katılımcı ve şeffaf bir siyaset yapmıştır. Ben de onun eşiyim. Tekin Ağırman adı markadır, çok ağırdır, taşımak sorumluluk ister. Ben eşimin adı ve soyadıyla gurur duyuyorum. O çocuklarımın babası. Biz 17 yıldır birbirimizin iyi gününde de, kötü gününde hep yanındaydık. Onunla her alanda omuz omuza, bir eş olarak   katkıda bulunmak adına elimden gelen her şeyi yaptım. Şu anda onun bayrağını, davasını davamızı omuzlayacak güçte cesarette birlikteyim…

“Eşimin Bıraktığı Yerden Bayrağı Ben Taşıyacağım”
Üniversite eğitimine başladığı günden bu güne siyasetin içerisinde olduğunu söyleyen Özlem Ağırman “Öğrencilik hayatımla birlikte siyasi hayatım da başladı. Ben demokrasi aşığı, bağımsızlık aşığı Gazi Mustafa Kemal’in aşığı ve O’nun kurduğu CHP’nin aşığı bir yurttaşım.

Ben siyasete rahmetli eşimle (Tekin Ağırman) birlikte başladım. O bu bayrak yarışında daha fazla sorumluluk aldı. Ne yazık ki ömrü vefa etmedi ve onu erken kaybettim. (Tekin Ağırman 10 Şubat 2015’te şoförü tarafından öldürülmüş, nedeni henüz anlaşılmış değil. Araştırmalar devam ediyor) Onun bıraktığı yerden CHP bayrağını taşımak ve CHP’yi iktidar yapmak için örgüt emektarlarının desteği ve halkın teveccühü ile siyasete devam kararı aldım.”

Milletvekili seçilmesi durumunda ilk yapmak istediklerini sıralayan Özlem Ağırman;
Önce Genel Merkezimiz ve sonra halkımız teveccüh gösterir de seçilirsem, barışı inşa etmek; Harriet Beecher Stowe’u bilir misiniz? Hani “Tom Amca’nın Kulübesi” adlı romanı ile kölelik sorununu dünya gündemine  getirerek dünyayı bir anda ayağa kaldıran kadın yazar. O dönem bir idol olmuş bayan Stow  ile bir araya gelen Abraham Lincoln “Bu büyük savaşı başlatan, işte bu küçük hanım’dır” diyerek, ‘küçük’ cümlesiyle öfkesini ortaya koymuştur. İşte biz kadınlar küçükte olsak eğitimlide eğitimsizde olsak, dağda da şehirde de yaşasak istersek dünyayı değiştirebiliriz. Bu savaşı da biz bitireceğiz. Parti politikalarımız dâhilinde şuan yürüttüğüm projelerin ülke geneline yayılması için uğraşı vereceğim. Sokakta yaşayan kimsesiz çocuklarımız ve madde bağımlısı çocuklarımız ve gençlerimiz için toplumsal duyarlılığı geliştirmek ve yasal olarak uygulanabilirliği olacak çalışmaları başlatmak veya öncüsü olmak istiyorum. Çünkü ben bir anneyim. O yavrularımızı gördükçe göz yaşlarını tutamayan bir anne. Onlar bir sonuç. Bizler bu sonuçların nedenlerini ortaya çıkarmadıkça ve bu nedenleri ortadan kaldırmadıkça bu sonuçları daha da sık göreceğiz. Samimi olmak lazım; vicdan azabında kurtulmak için 23 Nisan’lar  da holdinglerin düzenlediği sosyal sorumluluk projeleriyle düzeltilemeyecek kadar önemlidir çocuk olmak ve meclis kürsülerinden ,tribünlerden show yaptırılamayacak kadar da acı..

Gençler bizlerin geleceği, bizler bu gençlere sahip çıkmakla aslında kendi geleceğimize sahip çıkmış olacağız Eşim Tekin Ağırman bir defasında ‘ Özlem bu sokak gençlerinin içerisinde o kadar zeki, çalışkan çocuklar var ki, tanıdıkça üzülüyorum. Bunlara el atmamız lazım. Bu çocuklar bizim çocuklarımız. Herkes kendi bölgesinde, mahallesinde bu şekilde yaşayan gençlerimize sahip çıksa, el uzatsa bu sorunlar kendiliğinden ortadan kalkar. Böylece toplumsal sorunlarımızdan biri ve en önemlisi olan gençlerimizin madde bağımlılığı ve uyuşturucu bağımlılığı sorunu ortadan kalkmış olur. Bizler de geleceğimize daha da güvenle bakmış oluruz’demişti.

Ağırman, Ülke gündemini dair yaptığı açıklamada ise şunlara değindi;
Neresinden başlasam diye düşündüm bir an. Her şey o kadar karmakarışık ki. Burada ki sorumlu AKP’dir. Toplum ayrışmanın eşiğine getirildi. Bu bilerek ve sistemli bir şekil de yaptırıldı. Bütün bunları yaparken sadece iktidar ve koltuk hırsı için yaptı. Bir tarafı öteleyerek, bir tarafı da kendine bağlamak, kendince taraftar oluşturmak istedi. Bunda  da başarılı oldu. Şimdi sokağa çıktığınızda kiminle neyi, nereye kadar konuşacağınızı korkuyorsunuz.

İnsanlarımız doğdukları illere göre kategorize ediliyor. Şu ilde doğduysan sen potansiyel suçlusun, bu ilde doğduysan sen askere veya polise yakınsın. Şu ilde doğduysan şu mezhepten, bu ilde doğduysan bu mezheptensin gibi son derece tehlikeli bir ayrışmanın eşiğine getirdiler toplumu.

Bütün bu ve buna benzer birçok nedenlerden dolayı her gün ölümler, şehit haberleri ve annelerin göz yaşları. Dünyada bütün annelerin göz yaşı aynı renktedir. Aynı derinlikte ve aynı şiddettedir.

Yine tekrar ediyorum; bunun için öncelikle Türkiye’de toplumsal barışa ihtiyaç vardır. Geçmişte olduğu gibi tekrar kardeşlik ve hakça paylaşımlara ihtiyaç vardır. Hiçbir makam ve çıkar bir annenin gözlerinden düşen bir damladan daha kıymetli ve değerli değildir. Bugün hakça ve adil bir  paylaşım, kardeşçe bir yaşam için, ülkenin gerçekten CHP iktidarına ihtiyacı var. Kimsenin kendisini dışlanmış görmediği, emekçinin alın teri kurumadan emeğinin karşılığını aldığı, insanların dinine, diline bakılmaksızın, emeğine ve liyakatına uygun işlerde çalıştığı, bilim ve teknolojiye açık, çağdaş modern eğitim ve öğretimin yapıldığı bir Türkiye’yi ancak CHP yeniden inşa edebilir.

Emeklinin rahat bir nefes alabilmesi için, dul ve yetimin rahatça bir yaşam sürebilmesi için CHP’nin mutlaka iktidara gelmesi gerekiyor.

Bugün gelişmiş toplumlar uzayda hangi meyve çeşitleri yetiştirilir araştırması yaparken, bizler hangi bölge de kim nasıl giyer, nasıl inanır, nasıl kavga ortamı yaratılır hesapları yapan bir siyasal zihniyetle yönetiliyoruz. Bütün bunlardan kurtulmanın tek çıkar yolu, çağdaş bir Türkiye için CHP iktidarı diyorum.

Bugün bizim ülkemizde basın gördüklerini yazamıyor, insanlar düşündüklerini konuşamıyorsa bunun adı demokrasi değil olsa olsa Monarşik bir yönetim anlayışı olabilir. Bütün bunlardan sıyrılmanın yolu da CHP’yi iktidar yapmaktan geçiyor.

Bizlerin anlayışında ben yoktur biz vardır. Gelecek güzel günleri birlikte inşa edeceğiz. Burada en büyük görev de basına düşüyor. Bunun için sizleri bu toplumsal barış yolculuğumuzda hep yanımızda görmek istiyoruz. Bizler biliyoruz ki medeni ve çağdaş, demokrat ülkeler de basın ülke yönetiminde 4.cü sıradadır. Yasama, yürütme, yargı ve basın. Bunun için bizler daha özgür bir basın, daha mutlu bir birey ve daha huzurlu bir Türkiye Cumhuriyeti için CHP diyoruz.”

Özlem Ağırman kimdir?

Kırım kökenli subay bir babanın kızı olan Özlem Ağırman Üsküdar doğumlu.

Çocuk yaşlarda Türk Sanat Müziği’ne merak salmış, 6 yaşım da mandolin, 10 yaşımda gitar, 16 yaşımda ise ud çalmaya başlamış sanat aşığı biriyim. Sesimin güzel olması nedeniyle konservatuara gitmek istediysem de babamdan izin çıkmadı. O benim sanatsal yanımla birlikte bilim ve eğitim alanında da yol almamı istiyordu. Özellikle şehirlerde ki düzensiz betonlaşmaya karşı, doğanın katline karşı iyi eğitim almış, mimar ve şehir plancısı olmamı çok istiyordu. Babamla kent, şehir ve doğa konusunda aynı düşündüğüm için Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümünü kazandım. Okulu bitirdikten sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Şehir Plancısı olarak göreve başladım.10 yıl burada memuriyet döneminden sonra aynı mimarlık bölümden mezun Tekin Ağırman’la tanıştım ve evlendim. Evlilik sonrası memuriyeti bıraktım. Eşimle birlikte aile şirketimiz olan Öz-Tek Ağırman Mimarlık – Şehir Planlama – Mühendislik ve İnşaat Ltd. Şti. kurduk. Evli ve iki kız çocuk annesiyim...